YENİ NESİL "OKUMAK"



Okumak, sadece kağıt üzerinde sıralanmış harf ve kelimeler zincirini seslendirmek değildir.
Okumak, bir paragraf içerisinde zincire vurulmuş o anlamı, zincirlerinden kurtarıp zihinde canlandırmaktır. Daha ötesi, zihinde canlananı davranışa dökebilmektir...
Dilden dökülüp, ardına bile bakmadan atmosferde kaybolan o kelimeler, kendisini bile kurtaramaz yok olmaktan, her ne kadar caf caflı olsalar da... Okumak değildir bu, olsa olsa boşa yorulmaktır. Kağıt üzerinde sabırsızca bekleyen kelimelere zulümdür, amaçsızca havaya salıvermek... Bilhassa, kaybolmayıp insanın kalbine işlemesidir kelimelerin, zihinde yeni filizler oluşturmasıdır okumak. Ya da dilden çıkan kelimenin, yuvasını arayan bir anahtar gibi yerini bulmasıdır. Dalgası dağ gibi yükselen zihin deryasında, rotasını bulmasıdır anlamın okumak...

Ağaca bakar geçersin ya da bakarsın, yemyeşil yapraklarını, azametli gövdesiyle güçlü duruşunu ve büyüklüğünü ki yaşlılıktan, kabukları arasındaki boşluğa yumruk girecek kadar derin neredeyse yeri öpecek kadar sarkan meyvelerin büyüleyici görüntüsü arasında, o ağacın, görevlerini, çabasını, yaptıklarını ya da yapamadıklarını, kısaca bu kainattaki var oluş amacını anlarsın, yani okursun... Okuyabilseydik, ağacın önünde saygıyla dururduk...

Okunacak şey sadece kelimeler midir?

Hayatı okuyabilseydik neler olurdu, neler kazanırdık, ne kapılar açardık kim bilir. Kötülük kalır mıydı? Hakk yoldan sapmış bir beşer olur muydu? Maalesef... Maalesef hayatı okuyamayıp kaybolan bir nesil var elimizde. Hayatı, değerlerden uzak, sadece para kazanmak, eğlenmek, karnını doyurmak, nefes almaktan ibaret sayan ve çarkıfelek misali yaşayan bir nesil...
Okumayı diplomadan ibaret zanneden ve çürüyen beyinler...

Hayattan uzak, rahatsız ve soğuk okul sıralarında ezberlenen bilgilerde fayda arar olduk. Biz bilgiyi kullanmayı ne zaman unuttuk? Ya da bilginin sadece yüksek not almak için olduğunu ne zaman öğrendik? Bir bakalım, okullarda “öğretim” gören öğrencilerin kaçının elle tutulur bir hedefi var? Kaçı hedefine ulaşabiliyor? Ulaşamayanlara ne oluyor? Peki, ne zaman bizim en büyük hedefimiz dönem sonunda takdir veya teşekkür belgesi almak oldu? Daha da kötüsü öğrenip kazanmak yerine, not dilenmeyi kim öğretti bize? "Öğretenler" kim?
İşte “Yeni Nesil Okumak...”

“Okumak” kelimesini okuyunca zihnimizde ne canlanıyor?

Soruları sadece dilimizden mi döktük, yoksa zihnimizdeki filizleri mi büyüttük?

Cesaretine zincir vurup yaşayan, anlama vurulan zinciri kıramaz...

Yorumlar

Yorum Gönder