Özgürlük




Hüzün çöktü yine memleketin üzerine. Sonbahar geldi diye. Ağaçlar bile yoruldu yazın ağırlığında. Neyseki geçti eylül ile birlikte derin bir nefes aldı ağaçlar, bırakıverdi kendini sonbaharın serin ellerine. Zamanı geldi, yapraklarıyla vedalaştı önce. Ardından bırakıverdi yaprağı. Hüzünlü bir ayrılış bu. Ağacın boynu bükük, yaprağın rengi soluk.

Ayrıldılar işte...

Ağaç renginden, yaprak evinden ayrıldı. Uzun bir yalnızlık başlıyordu. 

Sonbahar rüzgarı nazikçe aldı yaprağı himayesine. Süzüldü göklerde uzun uzun, uçtu rüzgarın ellerinde. Bir vakit sonra kaybolunca ağaç gözlerden, eğdi başını, daha bir soluk baktı ileri. Geri dönüş yoktu artık... Ama bir yandan da heyecanlıydı yaprak, özgür hissediyordu kendini. Hatta yeni bir de yol arkadaşı vardı; rüzgar... İyi anlaşacak gibiydiler. Beraber ağaçla hayal dahi edemeyecekleri yerlere gidebilirlerdi. Zaten sıkılmıştı koca bir yaz aynı yerde. Ağaç çok iyiydi, her isteğini yerine getiriyordu. Mükemmel bir aileydi ama şimdi uçuyordu yaprak, göklerde süzülüyor, geziyordu. Hatta öyle şanslı hissediyordu ki kendini, ağaçla kalsa nasıl görecekti bunca şehri, bunca güzelliği... Eskiden imrenerek baktığı kuşlarla yarışıyor eğleniyordu. Özgürlük ne güzel deyip deyip uçuyordu...

Özgürlük!

Özgürlük?

Yaprak mutluluğunu yaşayadursun bizde kafamızı kaşıyıp soralım.
Yaprak özgür mü gerçekten?
Peki özgürlüğü nereye kadardır?
Ya da bir başkasının, mesela rüzgarın ellerinde ne kadar özgür olunabilir?
Ya rüzgar esmezse! Ya da yaprak gitmek ister de rüzgar keyfim yok dur burada derse! Yaprak dur der de rüzgar durmazsa!
Hala kendisini özgür hisseder miydi acaba?
Aralarında anlaşıp orta yol bulubilirler mi? Buldular diyelim ama ipler rüzgarın elinde değil mi? Kısacası son karar hep rüzgarın değil mi?

Dur bir dakika! Özgürlük böyle birşey değildi sanki! Hani uçuyor, geziyor, gününü gün ediyordu yaprak. Ama şimdi sanki özgürlüğünü yöneten birileri var gibi.
Özgürlük bu muydu?
Kendi karar dahi veremiyor yaprak. Verse de uyulmuyor.
Hele bazen rüzgar öyle yere bırakıyor ki yaprağı. Görmediği eziyet, yemediği tekme, darbe kalmıyor. Bazen bütün memleketin üzerine basıp geçtiğini hissediyor. Nitekim bir süre sonra da yok oluyor.


Kısa sürdü yaprağın özgürlüğü, güzel başladı acılarla son buldu...

Dikkat etmek gerek iplerimizi kimin tuttuğuna. Kimin himayesinde olduğumuza. Bizim için son kararları kimin verdiğine.

Ne mutlu bize ki bir yaprak olsak, Elhamdülillah rüzgarımız Allah.
Ne güzeldir O'nun himayesi. Ne doğrudur O'nun kararları. Hiç üzer mi kulunu. Saptı diye bırakır mı elini. Kulu sıkıntı çeker, çeker de mükafatını vermez mi.
Yaslanalım geriye derin bir nefes alalım, var mı bu güvenden ötesi?


Tutmasın fani eller iplerimizi, ne güzeldir Allah'ın himayesi...


Yorumlar