Mağara Adamı


Taş devrinde yaşayan bir insan hayal edelim desem aklımızda nasıl bir figür canlanır. Ya da bir mağara adamı desem. Zihnimizde beliren o insanı tarif edebilir miyiz? 


Birçoğumuzun aklına elinde koca bir sopa olan, saçı sakalı birbirine karışmış, saç ve sakalından gözleri görünmeyen, kaba ve konuşmayı dahi bilmeyen tamamen ilkel bir insan, bir hayvan misali yırtıcı ve sadece yaşamayı düşünen, sağa sola saldıran duygusuz bir insan geldi galiba.

Doğru mu?

Doğru mu derken aklımızda canlanan figürden bahsetmiyorum, bu durum gerçekten böyle mi acaba? Binlerce yıl önce yaşayan insanlar gerçekten bu şekle ve karaktere mi sahipti?


Doğrudur diyenler olabilir elbet. Hatta "İsviçreli Bilim Adamlarının yıllar süren çalışmalarının sonucunda bu bilgi gün yüzüne çıkmış kardeşim, tabi doğrudur, adamlar çok çalışıyor kesin doğrudur, atalarımız maymuna benziyordur." deyip tam teslimiyet içerisinde yaşayanlar da vardır.

Mamafih böyle düşünüyorsak eğer unuttuğumuz birşey var. O da Hazreti Adem'in ilk insan oluşu. Yani bir peygamber...

Sonsuz ilim ve kudrete sahip olan Allah'ın yarattığı ilk insan... Yarattığı herşeye akıl sır ermeyen güzellik ve ilmi sır bahşeden Allah, acaba tüm kainatı emrine verdiği insanoğlunu bu şekilde hayvani özelliklerle başıboş bırakır mı ya da bırakmış mıdır? 

Tabiki hayır!

Nitekim Hz. Adem okur yazar bir peygamber olmakla birlikte tarım ilmini de bilen bir çiftçi değil miydi?
Habil ile Kabil hikayesini bilmeyenimiz yoktur. Oğullarından biri çiftçi biri çobandı Hz. Adem'in. Yetiştirdikleri ürünlerdende kurban ediyorlardı Allah için. Ayrıca Hz. Adem'in müslüman olduğunu unutmamak gerek. İlim sahibi bir müslüman...

"E kardeşim Hz. Adem'den sonra binlerce yıl insan yaşamış sonradan bozulmuş olamaz mı?" deyip İsviçreli Bilim Adamlarına destek olanlar varsa eğer, üzülecekler ama yine de söyleyelim, Allah hiçbir ümmeti peygambersiz bırakmamıştır. Her peygambere de ayrı ayrı ilimler ve güzellikler bahşetmiştir.

E peki neden ilk aklımıza gelen kaba saba hayvansı insanlar oldu peki. Cevabını gayet tabii hepimiz biliyoruz. 

Boş beyin dolu televizyon... Ya da amacından saptırarak kullandığımız türevleri.

Algılarımızın el değmemiş algılar olmadığı anlaşılıyor böylece.

Kuran-ı Kerim'de Hz. Adem dahil olmak üzere peygamberlere birçok ilmin Allah tarafindan öğretildiği yazıyorken bizlerin televizyon gibi bir silahtan "Mağara Adamları" nı öğrenmemiz çok acı. Ayrıca manidar...

Gelgelelim bir zamanlar hayal ürünü olduğunu bilerek izlediğimiz şeyler bir süre sonra gerçek birer nitelik kazanabilir zihnimizde. Hayalleri gerçekmiş gibi algılayabiliriz. Kendi yalanına inanmaya başlayan insanlar gibi...

Aman dikkat!

Neye mi?

Algı operasyonlarına tabii...


Yorumlar